Yüksek Sadakat
Yüksek Sadakat
Gençlik
ve müzik dergisi Blue Jean'in Yayın Yönetmeni Kutlu Özmakinacı aynı
zamanda, son haftaların en çok merak edilen rock grubu Yüksek
Sadakat’in de arkasındaki isim olarak ortaya çıkıyor.
Vokalde
Cemil Demirbakan, davulda Sefa Deniz Alemdar, klavyede Uğur Onatkut,
gitarda Serkan Özgen’in yer aldığı toplulukta Kutlu Özmakinacı hem tüm
eserlerin söz yazarı ve bestecisi hem de bas gitarist olarak kadronun
bel kemiğini oluşturuyor.
Müzikle olan kopmaz bağlarını Yüksek
Sadakat ismiyle vurgulayan beşliden, eski dostum Kutlu Özmakinacı
cnnturk.com’un sorularını yanıtladı:
Kutlu, Yüksek Sadakat öncesinde başka projelerin de oldu mu? Kaç yıldır beste yapıp, söz yazıyorsun?
Kutlu
Özmakinacı: “20 yıldır şarkı yazıyorum. Yüksek Sadakat öncesinde
üniversite yıllarında çeşitli gruplarda çaldım ve bar programları
yaptım. Toplamda çok uzun sürmeyen bu süreci kendi müziğime
odaklanabilmek için bırakıp sadece şarkı yazmaya konsantre oldum.”
Grup üyeleri nasıl tanıştınız?
Kutlu
Özmakinacı: “Pek çok grupta olduğu gibi aynı çevreyi paylaşırken ya da
ortak tanıdıklar vasıtasıyla tanıştık. Uzun zaman dilimine yayılan bir
süreçti şu anki kadronun bir araya gelmesi. Grup 9 yıl önce kuruldu, şu
anki kadro ise 2 yıl önce bir araya geldi.”
Anladığım kadarıyla, kuruluşundan bu yana çok sayıda eleman gelmiş ve geçmiş Yüksek Sadakat’ten. Belirli bir sebebi var mı?
Kutlu
Özmakinacı: “Vokal dışında belirli bir sebebi yok. Genellikle grup
işinde elemanlar kendi özel koşulları yüzünden sık sık gidip gelirler
zaten. Bu zaman zaman anlaşmazlıklar zaman zaman da şartlar öyle
gerektirdiği için olur. Yüksek Sadakat’te hemen bütün enstrümanlardan
iki ya da üç eleman geçti diyebiliriz.
Vokalde ise bu sayı
10’u geçti. Sebebi şudur: Yüksek Sadakat’in şarkılarına bakarsanız, hem
yapısal olarak birbirinden oldukça farklı hem de teknik açıdan okuması
zor parçalar olduğunu görürsünüz. Böyle bir işin altından standart bir
vokalle kalmak mümkün olmuyor, özel bir sese ihtiyacınız var. Hem
doğuya hem batıya hakim, geniş bir ses aralığı olan, hem enerjik hem de
dramatik olabilen bir vokal arıyorduk, onu Cemil’le bulduk ama doğal
olarak uzun sürdü bu.”
Kutlu, bestelerin sonuçta belli bir birikimin ürünü. Etkilendiğin rock müzisyenleri kimlerdi?
Kutlu
Özmakinacı: “Pek çok var elbette ama sanırım en öne çıkan isimler
Mahzar Fuat Özkan, Bülent Ortaçgil olacaktır. Sting, Pink Floyd, Alan
Parsons Project, U2 ve R.E.M de severek dinlediğim müzisyen ve
gruplardır, mutlaka etkilenmiş olmalıyım.”
Yüksek Sadakat Türk rock müziğinde nerede konumlanabilir?
Kutlu
Özmakinacı: "Çok genel bir kategori olarak bahsedersek, müziklerinde bu
coğrafyadan da esintiler olan rock grupları içinde. Bu tanıma ‘70’lerin
Anadolu rock grupları da giriyor, Duman ve Kurban da. Ancak bütün bu
saydıklarımızın ortak olduğu kadar birbirlerinden ayıran özellikler de
var. Yüksek Sadakat’te de öyle.
Örneğin bizim müziğimiz rock
tarihinin pek çok döneminden seçilmiş unsurlar barındıran bir müzik,
bunlar özellikle AOR, progressif rock, amerikan rock ve hard rock
unsurları.. Bu tip ayırıcı özellikleri öne çıkarırsak, Yüksek
Sadakat’in müziğinin tek ve kendine özgü bir rock olduğunu
söyleyebiliriz."
‘Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer’ albümde
diğerlerine göre çok daha fazla ön plana çıktı. Benim kulağıma gelen
bir de ‘İhtimaller Denizi’ var ikinci sırada yer alan. Dinleyiciler
tarafından hangi parçaların daha çabuk benimsendiğine dair sizlere ne
gibi duyumlar ulaşıyor?
Kutlu Özmakinacı: “Belki de uzun bir
birikimin sonucu olduğu için, albüme aldığımız parçaların hepsi belli
bir kalitenin üzerinde. Bunu sadece biz söylemiyoruz, örneğin Tolga
Akyıldız ‘bu albümde 8 tane çıkış parçası var, hangisiyle çıkılırsa
çıkılsın farketmez’ diye yazmıştı. Öyle de oldu sahiden, ‘Belki
Üstümüzden Bir Kuş Geçer’ albümün 6’ncı parçasıydı ve bir radyocu
arkadaşımız ‘ben bunu çalacağım’ deyip zorla çaldı ve parça hemen hemen
bütün ulusal radyolarda 1 numara oldu.
Sanırız başka bir
parçayı seçseydi de durum değişmeyecekti. Geri kalan parçalar arasında
insanların yoğun olarak etrafında kümelendikleri şarkılar ‘Kafile’,
‘İhtimaller Denizi’, ‘Pervane’, ‘Döneceksin Diye Söz Ver’ ve ‘Aklımın
İplerini Saldım’. Sanırız bunlarla devam edeceğiz."
‘Hüzün’
adlı parçan ilk dinleyişte dikkatimi çekti. Bir yerinde Güneydoğu`daki
can kayıplarına da değinmişsin. ‘Hüzün’ü yazarken nelerden etkilendin?
Kutlu
Özmakinacı: “Hangi yıldı tam olarak hatırlamıyorum ama 1994 olabilir, o
yılın en iyi film Oscar’ını alan ‘Akdeniz’ filmini izlemiştim. Kendimi
her zaman Akdeniz’e güçlü bağlarla bağlı hissettiğim için film beni çok
etkiledi ve derin bir hüzün duygusu yarattı üzerimde.
Şarkıyı
bu motivasyonla yazmaya başladım. İlk kıta tümüyle benim hiçbir zaman
aşamayacağımı bildiğim İzmir’den kopuş hikayeme göndermedir. Devamı
beni üzen, çok anlamlandıramadığım olaylara kısa değinmeler içerir.
Güneydoğu’da yaşanan olaylar da bu değinmelerin arasına sıkışmış
olanlardan bir tanesi.”
Grubun beş elemanı da tam zamanlı işlerde çalışıyor. Birlikte müzik yapmaya nasıl fırsat yaratıyorsunuz?
Kutlu
Özmakinacı: “Bizim asıl işimiz müzik, öbür işleri hayatımızı idame
ettirmek için yapıyoruz. İnsan asıl işi için her zaman vakit yaratır.”
Gelecekte diğer mesleklerinizi bırakıp, sadece müziğe odaklanmak söz konusu olabilir mi?
Kutlu
Özmakinacı: “Grupta Serkan, Deniz ve Uğur zaten müzik öğretmenliği ya
da tonmaisterlik gibi müzikle ilişkili mesleklerin içindeler. Uğur
tonmaisterliği bırakmayı düşünmüyor, Serkan ve Deniz ise keyif
aldıkları sürece öğretmenliği yapacaklardır.
Cemil endüstri
mühendisi ve şartlar elverirse sadece müzik yapmak istiyor. Ben
gazeteciliği severek yapıyorum, müzikten çok az vaktim kalsa bile yine
yazıp çizmek, bir şekilde medya dünyasının içinde olmayı isterim.
Seviyorum bu dünyayı.”
Albüm çıktıktan sonra şöhret hayatına
girmeye başladı mı yavaş yavaş? Mesela, artık dışarı adım atarken, ‘şu
yeni ceketimi giyeyim, bir gören olur’ gibi düşünceler geliyor mu
aklına?
Kutlu Özmakinacı: “Hayır gelmiyor, daha o kadar tanınmıyoruz zaten.”
Grubun
kurucusu sensin, tüm şarkı sözleri ve besteler sana ait. Önemli bir
karar aşamasında, diğer elemanlardan farklı bir ağırlığın oluyor mu?
Kutlu
Özmakinacı: “Belirli bir döneme kadar böyleydi, grup belli bir yola
girmeye başlayınca, diğer elemanlar da sorumluluk almaya ve gelişen
süreçlere etkin olarak katılmaya başladılar. Şimdi kararları
olabildiğince ortak almaya çalışıyoruz.”
Yüksek Sadakat`in dışında, beşinizin de bireysel müzik projeleri var mı?
Kutlu
Özmakinacı: “Benim bireysel müzik projem Yüksek Sadakat zaten. Bunun
dışında solistimiz Cemil, gitaristimiz Serkan ve davulcumuz Deniz
birlikte bir cover grubunda çalıyorlar. Klavyecimiz Uğur da benzer bir
grupta çalıyordu kısa süre öncesine kadar, fakat albüm çıkınca
bıraktı.”
Sahne deneyimi ve performansı stüdyoda yapılan
müzikten çok ayrı bir durum. Sence, Yüksek Sadakat sahnede nasıl?
Katılmayı düşündüğünüz konser ve festivaller var mı?
Kutlu
Özmakinacı: “Benim haricimde grubun bütün üyeleri 10 ile 15 yıl
arasında değişen sürelerdir zaten devamlı sahnedeler. Ben yukarıda
bahsettiğim gibi şarkı yazmaya odaklandığım için sahneyi uzun süre önce
bıraktım. Şimdi onlara ayak uydurmaya çalışıyorum.
Önümüzdeki
aylarda pek çok festivalde çalacağımızı söyleyebiliriz. Bazılarının
görüşmeleri devam ettiği, bazılarının da kadrosu organizasyonu yapanlar
tarafından açıklanmayı beklediği için şu an hangileri olduğunu
söylemiyorum. Solo konserlerimiz de başlamak üzere. 24 martta Line, 5
nisanda ise Balans’ta bir konserimiz var.”
Elemanlar
arasındaki yaş farkı Yüksek Sadakat’e nasıl etki ediyor? Dünyayı
algılayışta paralel düşünceler mi, çelişen fikirler mi ön planda?
Kutlu
Özmakinacı: “Müzik etrafında bir araya gelip, o dilin ortaklığı
sayesinde dostluğumuzu ilerletmiş bir grubuz biz. O ortak dil olduğu
sürece yaş anlamını yitiriyor çoğu zaman. Fikir ayrılıkları ise grup
işinin en doğal parçasıdır, kuşak farkından değil, genellikle müziğe
bakış ya da karakter farklılıklarından çıkar ortaya.
Biz
birbirimizin eksiklerinin üzerine gitmek yerine onları telafi etme
yolunu seçtik, tıpkı sahada oynayan bir futbolcu kademesini kaybederse
arkasındaki oyuncunun o boşluğu doldurması gibi, maçı başka türlü
kazanamazsınız çünkü.”
Şarkılarından İkarus’ta ‘doğmak ölmeye
başlamaktır’ diyorsun. Yeni doğan Yüksek Sadakat’in de bir gün
ölmesinden korkuyor musun?
Kutlu Özmakinacı: “Hayır,
korkmuyorum, gruplar da insanlar gibi, doğuyor, büyüyor ve ölüyorlar,
sanırım önemli olan ölmek değil yapabileceklerinizin hepsini yapmadan
ölmek, yani hayatını boşa geçirmek, tıpkı insanlarda olduğu gibi.”
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına gönder!
0 yorum yazılmıştır